En uzak düşler bile sen içinde olduğun için uzak değildir ya hani
Düşlerde gezdiğim sokaklardan soruyorum seni
Kaldırım taşları ayağıma batarken değil sana bakarken tökezliyorum daha çok
Yürümek değil bu tökezlemek için koşmak gerek evvelden
Ya da uçmak kafesine kapalı kalmış bir güvercinin rüzgara tutunması gibi
Yaz rüzgarı bu, hani Medine’de üşütmeyen her daim içini ısıtan rüzgar
Kaybolmuş bir şehrin gürültüsünden uzak bir heyelânım şimdi
Yol mu kaygan zemin, yoksa kanat çırpan kuşlara mı ahenk bu âzâlarım
Gökyüzüne bakarken buluyorum benliğimi
Her daim uzak gelen gökyüzü şimdi başımı ezecek gibi
Veya soluduğum yerde daha iyi nefes alacakmışım gibi
Her daim düşündükçe seni, benim için gökyüzü aynı sen gibi.
